Kus olsaydim, bugun çoktan buradan uçmustum. Ama ne kanatlarim var, ne de arkami donup gitmeye cesaretim. Tek yapabildigim merdiven basamaklarina oturup aglamak. Ne zavalli.
Sokaga sirt ustu uzandigimi hayal ediyorum. Topragin altindan sesler geliyor. Raylar. Mekanik ugultular. Topragin dahi kendine ait bir sesinin olmadigi metropollerde hayatta kalmayi nasil basariyoruz? Nasil oluyor da cilginlar gibi daglara dogru kosmadan, dugumlerimizi cozup, ruzgar bagrimizi acita acita, nasil oluyor da kosmadan kalabiliyoruz bu sehirlerde...
Buraya kadar dedigi oluyor icimdeki digerinin. Yururken. Bir marketten ciktigimda yahut ekmek aldigimda bir firindan.. Aniden birakiveriyor kendini. Ani bir vazgecis. Hayatta kalmaktan. Sehri bir fazla bilmekten. 1 saat fazladan gun isigindan. Bir lokma olsun yemekten..
Hepsinden ve her seyden, evvela kendimden baslayarak, dokundugum dusundugum bildigim duydugum her seyden, sert bir durusla vazgeciyorum. Degil ki gemileri, butun bir sehri limanlariyla yakiyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder